Türkiye, nefes kesici doğal güzellikleri, eşi bulunmaz tarihi ve arkeolojik kalıntıları, gitgide gelişen otelcilik ve turizm altyapısı, misafirperverlik geleneği ve makul fiyatlarıyla konuklarını fazlasıyla memnun edecek olanaklara sahiptir.
Bu geniş seçenek yelpazesi hesaba katıldığında, Türkiye’nin son zamanlarda dünyanın en popüler turistik merkezlerinden biri haline gelmiş olması hiç şaşırtıcı değildir. Türkiye’nin değişken coğrafi koşulları içinde bir günde dört farklı iklimi yaşamak mümkündür.
Üç yanı üç farklı denizle çevrilmiş, dikdörtgen biçimindeki ülkenin kıyıları plajlar, adalar, körfezler, koylar, limanlar ve yarımadalarla donanmıştır.
Yaz mevsiminin sekiz aya kadar uzadığı bölgelerde uzun süre devam eden turistik etkinliklerin yanı sıra yaz ve kış turizmi boyunca her türlü spora uygun olan görkemli dağlar, vadiler, göller, nehirler, şelaleler ve mağaralar ülkenin her yanını süslemektedir.
KONUM VE MERKEZLERE UZAKLIKLAR
BALIKESİR-AYVALIK : 127 Km
BANDIRMA-AYVALIK : 223 Km
İSTANBUL-TEKİRDAĞ-ÇANAKKALE-AYVALIK : 488 Km
İSTANBUL-İZMİT-BURSA -AYVALIK: : 520 Km
ANKARA-AFYON-İZMİR-AYVALIK : 738 Km
EFES-AYVALIK : 240 Km
HAVAALANINA UZAKLIÄžI
İZMİR HAVALİMANI : 150 Km
EDREMİT HAVALİMANI : 45 Km
EN YAKIN ŞEHİR MERKEZİNE UZAKLIĞI
AYVALIK MERKEZ : 3 Km
CUNDA ADASI : 2 Km
ALIŞVERİŞ MERKEZİNE UZAKLIĞI
AYVALIK MERKEZ : 3 Km
CUNDA ADASI : 2 Km
TARİHİ YERLERE UZAKLIĞI
BERGAMA : 50 Km
ÇANAKKALE : 170 Km
TRUVA : 125 Km
ASOS : 80 Km
KAZ DAÄžLARI : 40 Km
EN YAKIN SAĞLIK KURULUŞU : DEVLET HASTANESİ
YER : AYVALIK MERKEZ
UZAKLIK : 3 Km
ULAŞIM : TAXİ-OTOBÜS-ÖZEL ARAÇ
HALİÇ PARK TAXI DURAĞI: Otel Girişinde Bulunmaktadır.
OTOBÜS DURAĞI : Otel Girişinde Bulunmaktadır.
1-
İstanbul - Tekirdağ - Çanakkale - Ayvalık 488 km
2 - İstanbul - İzmit - Bursa - Ayvalık 520 km
3 - Ankara - Eskişehir - Bursa - Ayvalık 675 km
4 - Ankara - Afyon - İzmir - Ayvalık 738 km
Adres : : 15 Eylül Cad No:1 10400 Ayvalık / Balıkesir - TURKEY
Haliç Park Konum : Ada üzerine kurulu olup karayolu bağlantılıdır.

Balıkesir'in ilçesi olan Ayvalık, temiz deniz suyu ve plajlarla, yeşil zeytinliklerle sarılmış güzel kıyılara sahip, tarihi ve arkeolojik değerleri barındıran bir tatil merkezidir.
Tarihçe:
Ayvalık, Antik Çağda bir tür yabani ayva anlamına gelen ''KIDONIA'' olarak anılıyordu. İlkçağda Misya, Hitit, Frig, Lidya Ortaçağda Roma ve Yunan, 15. yy'dan itibaren de Türk egemenliğine girmiştir. Rumlar ve Türklerin uzun zaman içiçe yaşamışlardır. 19 ve 20 yüzyılın başlarında en parlak dönemini yaşayan kentte yaşayan Rum ahali 1821 yılında Yunan ayaklanmasına katılması sonucu ilçenin büyük bir kısmı boşaltılmış, daha sonra dönmelerine izin verilmekle beraber kent eski canlılığına kavuşamamıştır. Bugün eski dönemlerden fazlaca kalıntıya rastlanmamasına rağmen, yer yer Helenistik ve Roma devrine ait çanak ve çömlek parçacıkları görülmektedir.
İklim: 100 km'den fazla kıyı şeridi olan Ayvalık'ın kendine özgü kıyı iklimi hakim olup, lodos ve poyraz rüzgarları hakimdir. Yazın ise kavurucu sıcaklarda esen İmbat ve Meltem rüzgarı serinletici etki yapar.
Gezilecek Yerler
Alibey (Cunda) Adası : Ayvalık'ı açık denize karşı kapayan bu adaya bir köprü ile karayolundan geçmek mümkündür. Yazları Ayvalık'tan Alibey Adası'na her saat motor seferleri de yapılmaktadır. Adada çok sayıda kilise ve manastır vardır. Kiliselerin en büyüğü Taksiyarhis Kilisesi'dir. Kilisenin büyük çanı Bergama Müzesindedir.
Adanın yüksek kesimlerinden boğazların, adaların, içiçe girmiş koyların güzelleri seyre değer. Ada merkezinde sıralanmış balıkçı lokantalarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri , mezeleri ve zeytinyağlı ot yemekleri ile akşam yemeklerinin zevki doyumsuzdur.
Şeytan Sofrası : Çamlık Orman Kampının yukarısındadır. Eski bir lav birikintisi olan tepe yuvarlak bir sofraya benzer. Demir kafes içinde şeytana ait olduğu söylenen kocaman bir ayak izi vardır. Çam ormanlarla kaplı Ayvalık adalarına hakim yüksek bir tepe olan Şeytan Sofrasından özellikle güneşin batışı izlenmeye değerdir. Bir lokantası bulunmaktadır.
Eski Ayvalık Evleri : Kapıları, alınlıkları, kapı tokmakları, pencereleri, tahta ve taş işçiliği ile görülmeye değer Ayvalık evleri görenleri geçmişe yolculuğa götürür.

İzmir'in kuzeyinde 100 km uzaklıkta, Bakırçay Havzasında yer alan ve ülkemiz uygarlık tarihinin en eski yerleşmelerinden biri olan Bergama, tarih öncesi dönemlerden başlayarak İon, Roma ve Bizans uygarlıkları ile devam eden dönemde, Dünya çapında önemi olan arkeolojik eserlere sahip olmuştur. Bergama'nın güneybatısında Antik Dönemin önemli sağlık merkezlerinden Asklepion, ilk yerleşim alanı olan 300 m. yüksekliğinde dik bir tepe üzerinde kurulan Akropol ve M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Serapis Tapınağı (Kızıl Avlu) yörenin turistik cazibesini oluşturmaktadır. Zeus Sunağı 1897 yılında Almanya'ya kaçırılmıştır.
Bergama güzellik ılıcalarıyla, meşhur Kozak yaylasıyla, plajlarıyla ünlü Ayvalık ilçesi bağlantısıyla, gelişmiş dokumacılığı ve kilimciliğiyle ünlü bir ilçedir.
Tarihçe:
Bugünkü adı antik dönemdeki ismi olan Pergomon 'dan gelmektedir. İlk çağda muhteşem abideleriyle büyük bir şehir ve aynı adı taşıyan krallığın merkezi olmasının yanı sıra Ortaçağın önemli stratejik mevkii, Karesioğullarının merkezi ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunun önemli merkezlerindendir.
Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen kentte yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilere göre M.Ö.7. yüzyıllarda sur duvarlarının inşa edildiği saptanmış olup, bu yıllarda kentleşmenin başladığı anlaşılmaktadır. Bergama, Pers, Büyük İskender, Frigya, Trakya Krallığı, Selevkos Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerini görmüştür.
1302 yılında Bizans hakimiyeti ortadan kalkan şehirde Karesioğulları Beyliği idareyi ele almış, 1341 yılından hemen sonra ise Bergama Osmanlılar tarafından alınmıştır.
İklim: Bölgede Akdeniz İklimi etkisi görülmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Çanakkale ili tarihi eserleri, doğal güzellikleri ile önemli bir kültür turizm potansiyeline sahiptir.
Çanakkale savaşlarının en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği, çok sayıda şehitlik, anıt ve mezarlıkların bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Troya, Assos gibi eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan ilimiz iç ve dış turizmde önemli bir yer almaktadır.
Çanakkale Merkezinde Arkeoloji Müzesi, Nusret Mayın Gemisi ve Deniz Müzesi, Piri Reis Müzesi,Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park'ındaki Şehitler Abidesi Müzesi Kabatepe Tanıtma Merkezi ve Çamyayla Atatürk Evi bulunmaktadır.
Nara Kalesi: Milli Savunma Bakanlığı tahsisli olup Anadolu yakasında bulunmaktadır.Boğaz savunmasını takviye etmek üzere 3, Selim zamanında yapımına başlanmış 2, Mahmut zamanında bitirilmiştir.
Kumkale Kalesi: Milli Savunma Bakanlığı tahsisli olup Boğazın girişinde Anadolu yakasında bulunmaktadır. 4, Murat zamanında yapılmıştır.
Kilitbahir Kalesi: Kültür Bakanlığı tahsisli olup Çimenlik kalesinin karşısında Rumeli yakasında bulunmaktadır. 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiştir.
Saat Kulesi: Kent merkezinde, 1897 yılında İtalyan Konsolosluğu da yapan Vitalis isimli tüccar tarafından parası ödenerek inşaa edilen Saat Kulesi, Ayvalık taşından yapılmış olup, dört cephesinde de birer adet saat bulunmaktadır. Kare planlı aşağıdan yukarıya doğru incelen bir görüntüye sahiptir. Gövdesi dikdörtgen silmelerle beşe bölünmüştür. En üstte çanın asıldığı çokgen gövdeli kubbeli köşk yer alır. Onun altında dört yönde yuvarlak kadranla saat bulunur.
İki ve üçüncü katlarda birer, hafif sivri kemerli aydınlık pencereleri ile ikinci katta bir balkonu vardır. En altta güney cephede bir kapı, kuzeyde basamaklı silmeli çeşme nişi görülür. Çeşmenin mermer kurnası ve ayna taşı vardır.
Aynalı Çarşı: 1889 yılında 2, Abdülhamit'in padişahlığı sırasında, Çanakkale'nin önde gelen Yahudi ailesinin bir üyesi Halyo tarafından inşa ettirildi.Doğrulanmayan bir iddiaya göre de çok daha önceleri yapıldı ve Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Çarşı'dan söz etti. İlya Halyo ise söz konusu tarihte çarşıyı onarttı ve kullanıma açtı. Bazı anlatımlara göre Gelibolu Çıkartması sırasında Mart 1915'te İngiliz zırhlısı Quenn Elizabeth'in Çanakkale çevresindeki Türk tabyalarını bombardımanı sırasında yıkıldı.
1921'den sonra bir dönem giriş kapısı dışında büyük ölçüde yıkık olarak kaldı ve çarşı olarak kullanılmadı. Resmi kayıtlarda "Bedesten arsası" olarak yer aldı, daha sonra bu arsa üzerinde 14 dükkan inşa edildi.1967 yılında kadastro uygulaması yapıldı ve Çarşı'nın ilk krokisi çizildi. Çarşının tüm yazılı ve sözlü anlatımlara göre özgün durumunun tipik bir arsada olduğu ve İstanbul'daki Mısır Çarşısı'nın "Minyatürü" olduğu belirtilmektedir.Üzerinin küçük kubbelerden oluştuğu, çokgen köşeli pencerelerle doğal aydınlanmanın sağlandığı belirtilmektedir.
1967'deki onarım sırasında bir benzetme olarak kullanılmaktadır. Çarşı içerisindeki dükkanlarda çok eskiden ayna satılmasından bu benzetmenin yapıldığı sanılıyor. Askerlerin çarşıya çıktıklarında buralardan cep aynası satın almaları halk arasında bu şekilde anılmasına sebep olmuştur.
Hasan Mevsuf Bataryası: Dardanos mevkiinde boğaza hakim tepede bulunmaktadır. Batarya 2 tane 15lik, 3 tane 5 lik toptan teşekkül etmektedir.
Turgut Reis Bataryası: Güzelyalı sırtlarındaki çamlık alana monte edilmiş olup batarya 2 tane 28lik toptan oluşmaktadır.
Mesudiye Bataryası: Güzelyalı Karayolları kampın üzerindeki tepede olup Batarya mesudiye zırhlısından sökülen 2 tane 15 lik toptan teşekkül etmektedir
Mecidiye Tabyası: Kilitbahir Kalesinin 500 metre ilerisinde bulunmaktadır. Bataryanın önünde Batarya erlerinden 215 kiloluk mermiyi kucaklayan Koca Seyit (Seyit Onbaşı) heykeli bulunmaktadır.
Namazgah Tabyaları: Kilitbahir Kalesinin bitişiğinde bulunmakta olup 16 toptan oluşur.
Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi : "Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi" binası, Çanakkale mimarisine ait özgün dokunun korunduğu tarihi kent merkezinde, Çarşı Caddesi ile Fetvane Sokağın birleştiği küçük meydancıktadır. 19. Yüzyılın sonlarında iki katlı olarak inşa edilen yapı, bu dönemde çarşı caddesindeki geleneksel sivil mimariye uygun olarak; zemin katı dükkân, üst katı ise konut olarak kullanılır. 1930'lu yılarda yapıya bir kat daha ilave edilir. 1936 yılında otele çevrilen yapı "Emek Otel" adı ile 46 yıl hizmet verir. 1982 yılında otellin kapatılması ile ilk yıllarındakine benzer bir işlev üslenir ve giriş katı dükkân olarak kullanılır. Bu dönemde kullanılmayan üst kat metruk bir hal alır. Bu durumu ile yok olama derecesine varan yapı 2004 yılında Çanakkale Belediyesi'nce satın alınarak "Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi" binası olarak restore edilir ve 6 Mart 2009 tarihinde hizmete girer.
Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi'nde giriş (zemin) katı 2 geçici sergi alanı olarak kullanılmaktadır. Kent tarihi ve kültürüne yönelik sergi–etkinlikler gerçekleştirilmektedir.
Birinci kat; sabit sergi alanıdır. Kent kimliğini yansıtan bilgi ve objeler bulunmaktadır.
İkinci kat; kent kültürü ve tarihine yönelik konferans, söyleşi ve dinleti gibi etkinlikler için kullanılmaktadır. Aynı zamanda yine bu kat içerisinde, restorasyon ve arşiv odası kentlinin kullanımına açıktır. Katta ki diğer bir oda; kent üzerine araştırma yapmak isteyen vatandaşların proje ve atölye çalışmaları yapmaları için hizmete açılmıştır.
Müze girişinde yer alan "Kent Dükkanı" müzenin kurumsal kimliğine yönelik hazırlanmış anı eşyası, kitap, dergi, video vb. yayınlar ile bölgesel ürün örneklerinin satışının yapıldığı alandır.
Giriş katında yer alan kafeterya bulunmaktadır.
TRUVA, dünyadaki en ünlü arkeolojik kentlerden birisidir. Truva'da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan, fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır.
Truva'daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Bronz Çağı'na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Truva katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yy'a tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir. Truva, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir. Truva ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege'deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir. İlk olarak 1871'de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılar halen Tübingen Üniversitesi'nden Prof. Dr. Manfred Korfmann tarafından sürdürülmektedir.
Korfmann ve ekibinin sürdürdüğü kazılarda halen önümüze sonsuz bilgiler sunan Truva 1998 yılından bu yana Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.
-------------O-------------
ASSOS ya da günümüzdeki adıyla Behramkale (Behramköy), Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde M.Ö. 1000 li yıllardan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık 3 bin yıldır yaşamını sürdüren bir yerleşim yeri. Balığı ve kalamarıyla ünlü Assos, ünlü filozof Aristo'nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte bir cennet.
MÖ.VII yüzyılda Midilli'den gelen Methymnalı'ların kurduğu sanılmaktadır.
Hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3 kilometre uzunluğunda bir surla çevrili. İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.
Yeri : Balıkesir ili, Edremit İlçesi sınırlarında, Edremit Körfezi'nin kuzeyinde bulunanmaktadır.
Ulaşım : Milli Park alanına, Balıkesir'den 230 nolu, Çanakkale'den 24 nolu karayolu ile ulaşılmaktadır. Saha, Çanakkale'ye 123 km.,Balıkesir'e 92 km. mesafededir.
Yörenin Tarihçesi : Kazdağı tarih öncesi yıllarda da çeşitli medeniyetleri barındırmış muhtelif tarihlerde kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa Şehri, Anderia şehri, Antandros şehri, Adramytteion şehri, Astrya şehri, Gargara şehri gibi şehirler kurulmuş bunlardan bir çoğuda Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.
Homeros İlyada'sında İda Dağı ( Kazdağı ) için 'Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası' diye bahsetmektedir. Kazdağı'nın heryerinden kaynaklar çıkmaktadır. 1500 mt rakımda dahi yaz kış suyu olan kaynaklar mevcuttur. Edremit, Akçay ve Altınoluk'un buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu Kazdağı'nın eriyen kar sularıdır. Kazdağları' ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahinderesi boğazı civarı oksijen çadırı şeklinde ifade edilmektedir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.
İda Dağı (Kazdağı), dünyada mitoloji ve efsaneler Dağı olarak bilmektedir. Kazdağlarındaki üç efsaneden biri Yunan efsanesi (İlyada) diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine' nin aşk öyküler olan iki Türk efsanesidir.Yunan Mitolojisinde Paris'in Altın Elmayı Afrodit'e vermesi sonucu, dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Troia savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.
Özelliği : Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesini birbirinden ayıran,antik çağlarda "İda Dağı" olarak anılan Kaz Dağı, Biga yarımadasının en yüksek kütlesidir.
Kaz Dağının üzerine yerleşmiş, kuzey-güney istikametine uzanan derin vadi ve kanyonları, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel arzetmekte, özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik ana kaynak değerini oluşturmaktadır.
Hayvan Türleri : Ayı, Karaca, Yaban Kedisi, Su Samuru, Sincap,Yarasa, Kirpi, Tavşan, Porsuk, sansar, Tilki, Yaban Domuzu, Kartal, Doğan, Atmaca,Şahin, Keklik, Tahtalı, Çulluk ve Balık cinsleri, Alabalık ve sazan türleri bulunmaktadır.
Bitki Örtüsü : Üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda Karaçam, Kayın, Göknar asli ağaç türleridir. Kestane Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları bulunmaktadır. Alt tabakada Sistus(Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile Kekik, Adaçayı, Sumak gibi tıbbi bitkiler açısından da çok zengindir.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama : Milli Parkın bitki zenginliği ve doğal peyzaj değerlerini sunduğu vadilerde düzenlenen günübirlik kullanım alanlarında, günübirlik rekreasyonel hizmetler sunmaktadır.
Milli Park mahalli yetkilerinin göstereceği kontrollü noktalarda çadırla ve karavanla konaklama yapılabilir.



